GİZLİ CENNET KARABURUN
Antik dönemde "Mimas" olarak adlandırılan Karaburun Yarımadası’nın tarihi Prehistorik dönemden başlamaktadır. Gerçekleştirilen çalışmalarda bulunmuş olan el yapımı taştan yapılmış baltalar, bazı aletler, çanak ve çömleklerin MÖ 4000 (Kalkolitik Dönem) yıllarına ait olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu dönemden kalan izlerin görüldüğü bazı noktalar bulunmaktadır. Özellikle yerleşim tahminlerinin Manastır, Çakmak Tepe, Mordoğan ve Ildırı ile sınırlı kaldığı yönünde ifadeler alan yazında da belirtilmektedir. Asıl yerleşimin belirginleşmesi ise MÖ 12-11. yüzyıllarda, Anadolu’da Hitit uygarlığının sona ermesinden sonraki süreçte Aka göçlerinin yaşanması ve "Aiolya" ve "Ionia" bölgelerinin kurulmasıyla sağlanmıştır. Erythrai (Ildırı) Antik kenti, dönemin en zengin ve önemli kentlerinden birisi olarak bilinmekle birlikte, bugün İzmir ili Çeşme ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve şu an Karaburun Yarımadası olarak bilinen bölgenin Sakız Adası’na bakan yüzünde ve bölgenin tam ortasında yer alan bir antik kenttir (Albustanlıoğlu, 2019). Bu özelliklerinin dışında, bölgenin tanınmasında etkili olan bir diğer husus ise "Tanrıların Sözcüsü" olarak bilinen ve kabul edilen "Sibylline Kahinleri" olarak adlandırılan kişilerden en önemlilerinin de burada yaşamış olduğudur. Yakın geçmişe gelindiğinde, Türk hakimiyeti döneminde de belirgin özelliklerinin olduğu yönünde bulgulara ulaşılmıştır. Özellikle Aydınoğlu Mehmet Bey’in bölgeyi alması ile tüm bölgenin Türk hakimiyetine geçmesi sağlanmıştır. 1426 yılında ise Osmanlı topraklarına katılarak, tarihinin en önemli olaylarından birisini yaşamıştır. Osmanlı Devleti’nin, Ankara savaşından sonra oluşmuş olan “fetret” döneminde yaşanan “Şeyh Bedrettin İsyanı” olarak tarihe geçen olayda, Şeyh Bedrettin’e bağlılığı ile bilinen Börklüce Mustafa’nın, Karaburun Yarımadası’na çekildikten sonra yenilgiye uğratılması olayı bölge için önemli bir tarihi olay olarak geçmektedir. Olayın yaşandığı döneme tanıklık eden Neşri ise ortaya koyduğu eserinde olay ile ilgili şu aktarımı sağlamıştır: “Şeyh Bedrettin’in müritlerinden Börklüce Mustafa, Karaburun’da olay çıkartmaya başladı. Börklüce Mustafa’nın olay çıkartmasıyla birlikte Şeyh Bedrettin de padişahlık iddialarını artırmıştı. Bu olayların üzerine, Çelebi Mehmed’in ordusu ilk olarak Karaburun’a gelmiş ve Börklüce Mustafa’yı, akabinde Manisa’ya geçerek Torlak Kemal’i ve son olarak da Şeyh Bedrettin’i yakalayıp asmıştır”. Bunlara ek olarak Karaburun Yarımadası Anadolu’nun en eski şehirleri arasında yer alırken, Kalkolitik dönemde başlayan yerleşim, Antik Çağ’da en parlak dönemlerini yaşamış ve İyon Uygarlığının en zengin ve önemli antik kentlerinden birisi olan Erythrai’ye bağlı 5 kentin kurulduğu bölge olarak tarihe geçmiştir.
Farklı olaylara ev sahipliği yapan Karaburun, adının nereden geldiği yönündeki görüş ve varsayımlar konusunda da farklılığını ortaya koymuş bir bölge olarak ifade edilmektedir. Adının nereden geldiği yönündeki varsayımlardan birisi, çok eski dönemlerde yarımadanın adının "Capo Calaberno" olmasından kaynaklı olarak fonetik bir şekilde adın buradan değişerek geldiği yönündedir. Bölgedeki değişime paralel olarak bilinen en eski adı olan Mimas, Osmanlı Dönemi’nde yavaş yavaş Stelar veya Stylarius, sonrasında Capo Calaberno ve son olarak Karaburun olarak dönüşümünü tamamlamıştır. 1900 yılında Çeşme’den ayrılıp İzmir iline bağlı idari bir merkez haline geldiğinde ise ilçenin merkezi "Ahırlı" yarımadanın tamamı "Karaburun" olmak üzere son Türkçe adını almıştır. Varsayımlardan bir ikincisi; yarımadaya deniz ile ulaşım sağlandığında ilk görülen bölgenin "Kömür Burnu" olması sebebiyle, bölgede var olan kayaların rengi esas alınarak "Karaburun" şeklinde hitap edildiği yönündedir. Kömür Burnu, Paleolitik Dönemle bağlantılı kalıntıların Karaburun’da keşfedildiği ilk yer olarak geçmektedir. Aynı zamanda konumu itibariyle şu an bölgede yer alan Tepeboz mahallesinin Harça mevkiinde bulunmaktadır.
Kömür Burnu’nun yüksekliği bakımından görünebilecek düzeyde olmasından kaynaklı yarımadaya gelen kişilerin gözünün çarptığı da düşünülmektedir. Kömür Burnu’nun konumu ve yüksekliği ile ilgili olarak verilen şekilde Karaburunlular ve Karaburun’u ziyaret edenler için daha detaylı bir şekilde anlaşılacağı düşünülmektedir. Kömür Burnu’nun yüksekliği bakımından görünebilecek düzeyde olmasından kaynaklı yarımadaya gelen kişilerin gözünün çarptığı da düşünülmektedir. Kömür Burnu’nun konumu ve yüksekliği ile ilgili olarak verilen şekilde Karaburunlular ve Karaburun’u ziyaret edenler için daha detaylı bir şekilde anlaşılacağı düşünülmektedir. Kömür Burnu bölgesinde yapılan çalışmalarda Genç Tunç Çağı’nda Batı Anadolu’ya özgü ve Miken etkisi altında olan mezarlar ve buluntuların elde edildiği bir mezarlık, Kömür Burnu’nun Batı Anadolu’nun Genç Tunç Çağı’ndaki sosyo-kültürel kimliği hakkında önemli bilgiler sunma potansiyeli olan bir merkez olmasına da sebebiyet vermiştir (Ankara Üniversitesi Mustafa V. Koç Deniz Arkeolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi, 2022).












