YEREL ÜRÜNLER
Karaburun Yarımadası sınırları içerisinde bulunan tüm köylerin kendine has ürünleri olmasının yanı sıra aynı zamanda ortak olarak üretilen zeytin geçmişte büyük önem taşırken, günümüzde de aynı önemi taşımaktadır. Yaklaşık olarak 2 bin 560 hektar alanda ekili olan zeytin ağaçlarından ürün yıllarında 3 bin 500 ton zeytin toplandığı ifade edilmektedir. Aynı zamanda yarımadaya has olan Furma Zeytini de yine yarımadanın önemli ürünlerinden sayılmaktadır. Bunun dışında domates, salatalık, biber, patlıcan vb. tarımsal ürünlerin üretimi de yine yarımada sınırları içerisinde gerçekleştirilmektedir.
Küçükbahçe Köyünde bulunan bağların sökülüp sulu tarıma geçiş ile ekilen “Karaburun Enginarı”, enginardan sonra ekilen “Küçükbahçe Mandalinası”, geçmişte Anbarseki köyünün alt kısmında yer alan ovada üretilen fakat sonrasında batı köylerine kayan “Nergis Çiçeği”, yine aynı şekilde batı köylerinde daha çok üretimi gerçekleştirilen (özellikle Yayla Köyü: gerçekleştirilen hayvancılık faaliyetlerinden kaynaklı olarak) “Kopanisti Peyniri”, yarımadanın tüm köylerinde hayvancılıkla uğraşan köy kadınlarının kendi imkanlarıyla ürettiği “Keçi Peyniri”, “Kelle Peynir” ve “Tulum Peynir”, özellikle adından söz ettiren ve 60 hektarı çekirdeksiz ve 10 hektarı çekirdekli olmak üzere “Sultani Üzüm”, narenciye ürünlerden “Portakal”, “Limon” ve “Mandalina” yarımadanın her yanında görebileceğiniz Karadut ağaçlarından yapılan “Karadut Reçeli” yarımadanın yerel ürünleri arasında yer almaktadır. Dağlık alanlarda denk gelme oranının yüksek olduğu endemik bitkiler, “Adaçayı”, “Defne Yaprağı”, tür sayısının henüz net olarak belirlenemediği fakat bazı kaynaklarda 1200’ün üzerinde çeşidinin olduğu yönünde aktarımlar sağlanan “Dağ Kekiği”, “Kenger”, “Turp Otu”, “Arapsaçı” “Karabaş Otu” yine Karaburun’da rastlama ihtimalinizin yüksek olduğu ürünler arasındadır (Karaburun Belediyesi, 2022).
“Dalyan” sistemiyle avlanan ve yumurtalarının kurutulup satışı gerçekleştirilen “Topan Kefal”, geçmişte bazı köylerde cuma günleri kesimi gerçekleştirilip satışı sunulan ve aynı zamanda sütünden ve etinden yararlanılan “Kıl Keçisi” Karaburun’un yerel ürün sınıfında yer alan sembolik bir ürünüdür. Tekrardan üretimine başlansa da geçmiş yıllarda üretimi sıkça gerçekleştirilen “Bal” Karaburun’da üzerinde çalışmalar gerçekleştirilen bir ürün sınıfındadır. Bazı kaynaklarda Erkence zeytininin hurmalaşmasının sonucunda oluşan bir zeytin türü olarak da geçen “Furma Zeytin” Karaburun’da yaşayan yerli halkı tamamının ve sonradan hayatına Karaburun’da devam etmeye başlayan halkın çoğundan fazlasının “Furma” olarak tanıdığı bir zeytin türüdür. Bu zeytin çeşidinde doğal olarak oluşan hurmalaşmanın (dalında tatlanma olayı da denmektedir.) önemli bir husus olduğu üzerinde yapılan çalışmalarda da aktarılmaktadır (Pamuk, 1993). Dünya’da ticari boyutta Karaburun Yarımadası’nda, Erkence çeşidinde oluşmakta olan hurmalaşmanın iklim ve toprak özelliklerinin yanı sıra anaç ve kalemin genotipine de bağlı olduğu, bazı tiplerinin daha fazla hurmalaşma gösterdiği de ifade edilmiştir (Sevim, Köseoğlu, Altunoğlu, Ataol-Ölmez, Büyükgök ve Yaman, 2013). Pamuk (1993) ise gerçekleştirdiği çalışma da çeşit, sıcaklık, nem, rüzgâr ve mikroorganizmaların olumlu etkilerinin hurma zeytine yansıdığını aktarmaktadır. Yapılan saha çalışmaları kapsamında daha çok Eğlenhoca, Kösedere, İnecik, Haseki ve Anbarseki köyleri ile Azmak mevkiinde bulunan zeytin ağaçlarında daha fazla hurmalaşma görüldüğü tespit edilmiştir. Tutar (2010) Erkence zeytin çeşidinde farklı tiplerin belirlenmesi üzerine gerçekleştirdiği çalışmada da tespit edilen konumları koordinasyon bilgileriyle paylaşmıştır. İncelenen çalışmada verilen koordinatlar ile tespit edilen koordinatlar birbiriyle eşleşmiş olup, tespiti destekler niteliktedir.
Bölgede ek gelir kaynağı olarak İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Karaburun Belediyesi tarafından bölgedeki kadın gücünün artırılması amacıyla gerçekleştirilen ortak çalışma ile köy meydanlarına konulan yerel ürün stantlarında köylü kadınlarca satılan Hurma zeytini aynı zamanda bölgede Salı ve Çarşamba günü açılan pazarlarda da yerel üreticiler tarafından satışa sunulmaktadır. Bazı yerel üreticiler İzmir ili Konak ilçesinde yer alan Tarihi Kemeraltı Çarşısında bulunan zeytincilerle işbirliği gerçekleştirerek Furma zeytinin İzmir’de satışının gerçekleştirilmesine de olanak sağlamaktadır. Yunanca’da “Ezilmiş, dövülmüş” anlamları taşıyan “Kopanisti” kelimesinden türeyen Kopanisti peyniri, yarımada çevresinde bulunan Çeşme ve Karaburun ilçelerinde üretilmekte olup özellikle Karaburun’un batı köylerinde üretimi gerçekleştirilen Kopanisti peyniri fermantasyona bağlı olarak olgunluk kazanmaktadır. Karaburun’un karşısında bulunan ve Yunanistan’a bağlı adalarda üretilen Kopanisti peynirinin Roqueforti peynirini andıran bir tadının olduğu aktarılmaktadır. Sahip olduğu acı tat, yoğun aroma ve fermantasyona bağlı keskin kokudan dolayı da belirli tüketicilere hitap eden bir peynir olarak ifade edilmektedir. Karaburun ve çevresinden önceki yıllarda Yunanistan’a ve bağlı olduğu adalara ihracatı gerçekleştirilen kopanisti peynirinin üretimi şu an oldukça az seviyede gerçekleştirilmektedir. Yunanistan’da da üretimi gerçekleştirilen Kopanisti peyniri ile içerik ve üretim şekilleri olarak farklılık bulunduğu yönünde bulgulara ulaşılmış olup, Yunanistan’da yöntemin peynirin küflendirilmesi esasına dayanılarak hareket edilmesini kapsarken, Karaburun’da ise böyle bir durumunun olmadığı yönünde aktarımlar sağlanmıştır (Karabıyıklı ve Karapınar, 2008). Tzanetakis, Litopoulou-Tzanetaki ve Manolkidis (1987)’nın gerçekleştirdiği çalışma kapsamında Yunanistan’da üretilen peynirin mikrobiyolojik analizlerini gerçekleştirilmiştir. Araştırma sonucunda Yunanistan’da üretilen ve “Τυρί Κοπανιστή” adıyla satışı gerçekleştirilen peynirin mikroflorasına ait olan temel türleri ve bu türlere ait sayıların tespiti sağlanmıştır. Karaburun'da üretimi gerçekleştirilen Kopanisti Peyniri ile arasındaki farkın net bir şekilde ortaya konduğu bu çalışma ile de ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda Yunanistan'da üretimi gerçekleştirilen Kopanisti Peynirinin içeriği Lactobacillus plantum, L. casei subsp. casei, L. casei subsp. rhamnosus, L. curuatus, L. xylosus, L. brevis, L. buchneri, L. viridescens, L. cellobiosus, Streptococcus faecalis, S. faecium, S. faecium subsp. casseliflavus, S. durans, Pediococcus pentosaceus ve Micrococcus luteus şeklinde raporlamışlardır. Karabıyıklı (2006) ise kopanisti peynirin mikroflorasının tespitinin gerçekleştirilmesi ve fermantasyona katkı sağlayan mikroorganizmaların belirlenmesine ilişkin yürüttüğü çalışmada Karaburun’da üretilen peynirin içeriğinde L. Brevis, L. Bucheri, L. Casei, L. Collinoides, L. Johnsonii, L.Mali, L.Minor, L.Oris, L.Parabuchneri, L.Reuteri, L.Sanfrancisco, L.Sharpeae, L.Suebicus, L.Vaginalis, L.Viridescens, Lactococcus lactis, Debaryomyces hanseni ile Kluyveromyces Lactis laktik asit türlerine, Aspergillus ve Geotrichum cinslerine ait küf türlerine rastlamış ve çalışmasında bu yönde aktarımlar sağlamıştır. Günümüzde köylerin köy tüzel kişiliklerinin kaldırılması ile mahalleye geçmesinden kaynaklı olarak Karaburun Belediyesi’nin 13 Aralık 2019 tarihli ve 30418101 karar numaralı “Belediyemizin Hüküm ve tasarrufu altında bulunan yukarıda yazılı toplam 78 adet işletmenin işletme haklarının 10 (On) yıl süre ile yine Karaburun Belediyesine ait Mimasbel Gıda Turizm İnşaat İthalat İhracat Üretim Pazarlama San. Tic. A. Ş.’ne 5393 sayılı Belediye Kanunun 18. Maddesi gereği verilmesi Hukuk Komisyonunca oy çokluğu ile uygun bulunmuştur.” şeklinde aktarılan meclis kararının okunup içerisinde Eğlenhoca köyünde bulunan mandıranın da işletme hakkının oy çokluğu ile belirtilen şirkete verilmesi ve şirket tarafından yeniden restore edilerek peynir üretimine başlanılması sağlanmıştır (T.C. Karaburun Belediyesi Meclis Kararı, 13.12.2019, Sayı: 30418101)
Karaburun’da yetişmekte olan Sultaniye Üzüm Osmanlı Döneminde Sultaniye-Karaburuni adıyla bilinen ve en çok istenilen kaliteli üzüm türlerinden birisidir. Üzüm üretiminde özellikle 16. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar sürdürmüştür. 1873 yılında yayınlanan bir raporda Karaburun’da yılda 100-125.000 kilogram üzüm üretildiğine dair bulgular sunulmuştur. Üretimi sağlanan Sultaniye Üzümün yarısının Güney Rusya’ya, diğer yarısının da İngiltere, Mısır ve Trieste’ye ihraç edildiği yönünde aktarımlar sağlanmıştır (Adıtatar, 2019). Yapılan bazı çalışmalarda içerisinde Karaburun’un da bulunduğu Cumaovası, Seydiköy, Buca ve Menemen’de üretilen üzümlerin ağustos başında toplanmasından kaynaklı olarak İkinci Mahsul Üzüm olarak nitelendirildiği bilgisine ulaşılmıştır. Aynı zamanda aynı çalışmada Karaburun’da üretilen Sultaniye üzümün birinci sınıf ürünü olduğu ve Karaburun başta olmak üzere Kemalpaşa, Urla, Seferihisar, Çeşme ilçelerinde bolca üretildiğinden de bahsedilmektedir (Yurtoğlu, 2019). Çelik ve ark., (2005) çalışmalarında Karaburun’da üretimi gerçekleştiren Sultaniye üzümün öneminden “…Başta dünyanın bir numaralı kurutmalık ve sofralık üzüm çeşidi olan Sultani Çekirdeksiz (Sultani, Sultaniye) olmak üzere, bu çeşidimizin daha oval taneli tipi olan Thompson Seedless’inde aralarında bulunduğu çok sayıda çekirdeksiz ve çekirdekli sofralık üzüm çeşidinin yetiştiriciliği için çok elverişli koşullara sahiptir.” şeklinde bahsetmişlerdir. Aynı zamanda tedariği sağlanan kuru üzümlerin tamamının yine bu bölgeden ve bu bölgeye ek olarak Manisa ve Denizli illerinden elde edilen üzümlerden elde edildiğini aktarmışlardır. Osmanlı arşivlerinde Avrupa’nın pazar alanını genişletmesiyle birlikte Girit Adası’nda yetiştirilmek üzere “Sultaniye” ve “Karaburun Karası” olarak da adlandırılan Kırmızı üzümün asma çubuklarından 6000 adetinin Karaburun’dan Girit’e gönderildiği aktarılmaktadır. Gönderilen dönemde Aydın’a bağlı olan Karaburun’un ürettiği üzümlerin en fazla öneme sahip olan meyveler arasında olduğu da bildirilmiştir (Özgün, 2008). Geçmiş yıllarda üzümün ihracatı gerçekleştirilirken şu an sınırlı sayıda bağlarda Sultaniye üzümün üretimi sağlanmaktadır. Bu durumla bağlantılı olarak 2007 yılında İzmir Ticaret Borsası ve Eğlenhoca Tüzel Kişiliği işbirliği ile Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Eğlenhoca Köyü Tüzel Kişiliği ve Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ekipleri Eğlenhoca Köyü’nde “Karaburun Sultaniye Cinsi Üzüm Üretiminin Yeniden Canlandırılması Projesi” adı altında bağcılığı özendirmek, bölgede tarımsal potansiyeli canlandırmak ve Karaburun’un diğer köylerine de örnek olmak adına bir örnek bağ tesisi kurmuşlardır. 2007 yılında kurulan bu örnek bağ tesisi 2010 yılında ilk hasadını vermiştir (İzmir Ticaret Borsası, 2021). 2 Temmuz 2021 tarihinde ise yine İzmir Ticaret Borsası ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü desteği ile Eğlenhoca’da gerçekleşen törende 550 fidan, ilçe merkezinde gerçekleşen törende ise Karaburun Belediyesi’ne 300 Sultaniye Üzüm fidanı bağışlanmıştır (İzmir Ticaret Borsası, 2022).
Mitolojik dönemde efsanelere dayanan Nergis çiçeğinin hikayesi Yunan mitolojisinde yer alan mitikler arasında önemli bir yere sahiptir. Narkissos miti Yunan mitolojisinde iki farklı şekilde yer almakta olup, Hamilton (2016) çalışmasında bu mit üzerine “Narkissos üzerine ilk öykü, sekizinci, yedinci yüzyılların Yunan şiirlerinden derlenmiş, ikinci öykü de Ovidius’tan alınmıştır” şeklindeki ifadelerle aktarmaktadır. Aynı zamanda yukarıda bahsedilen ifadelerin yer aldığı çalışmada bu iki anlatı arasındaki farklılıkların Yunan ve Latin sanatçılardan kaynaklandığı da belirtilmektedir. Karaburun ile özdeşleşmiş olan Nergis çiçeğinin hikayesi de yine Karaburun’da geçmektedir. Narcissus’un hikayesiyle ilgili olarak “Narcissus dünyanın en güzel, en yakışıklı erkeği olarak bilinmekte ve Karaburun’da yaşamaktadır. Bu güzel erkek herkes tarafından beğenilen, perilerin ve kızların âşık olduğu birisidir. Narcissus’un yüz vermediği bir peri tarafından Zeus’a bir dilek dilenir ve cezalandırılması istenir. Zeus ise ‘Başkasını sevmeyen kendisini sevsin’ şeklinde Narcissus’a cezasını verir. Erkeklerin en güzeli olarak kabul edilen Narcissus bir gün su içmek için eğildiği sırada suyun yüzeyinde kendi yansımasını görür ve kendisine âşık olur. Suyun yüzeyinde oluşan yansımasına bakmaktan kendini alıkoyamayan Narcissus suya düşer ve orada hayatını kaybeder. Ona âşık olan periler tarafından sudan çıkartılıp gömülmek istendiğinde ise su çevresinde hiç görmedikleri ve bilmedikleri bir çiçeğin çıktığına şahit olurlar. Bu çiçeğin de ‘nergis çiçeği’ olduğu aktarılır.” şeklinde aktarılmıştır (Bademkıran, 2018). Farklı bir kaynakta ise; “Nehir tanrısı ve su perisinin oğlu olan Narcissus, Yunan mitolojisinde geçmekte olan ve Thebes’in kör peygamberi olarak kabul edilen Teiresias tarafından ‘kendi suretini görmediği sürece yaşamına devam edebilecek’ bir kahraman olarak anılmaktadır. Kithairon dağında yaşamakta olan güzel sesi su perisi Echo günün birinde Narcissus’a âşık olur. Bir gün Narcissus’a açılmak için onu takip eder ve iki kelime söylemesine izin vermeyen Narcissus tarafından küçümsenir. Echo, hayatının geri kalanını Narcissus’u özlemek ile geçirir ve o güzel sesinden hiçbir şey kalmayana dek solarak kaybolur. Günümüzde yankı yapan ses olarak tanımlanan ‘Echo’nun da buradan geldiği aktarılmaktadır. Narcissus ise o günden sonra hayatının geriye kalanını geçirirken susuzluğunu gidermek için gittiği pınardan su içtiği sırada kendi yansımasını görür ve kendisine âşık olur. Kendi yansımasına bakmaktan vazgeçemeyen Narcissus kendi aşkından dolayı hayatını kaybeder ve tam o sırada eğilmiş boynu ve parlak yüzünü anımsatan nergis çiçeği oluşur.” şeklinde geçmektedir (Gülmez, 2021). Hikayesiyle kendinden söz ettiren Nergis çiçeği, üretimiyle de popüler olan bir ürün olarak nitelendirebilir. Geleneksel olarak her yıl Ocak ayında yerel üreticilerin de buluştuğu festivali yapılan Nergis çiçeği üretimi bölgede gelir kaynağı haline gelmiştir. Ek olarak bölgeye ziyaret gerçekleştiren yerli ve yabancı turistlerinde ilgisini çekerek uluslararası platformlarda bilinirliğini artırmıştır.

